r/kibeleSalon

Claude Debussy - Arabesque N:1 / Hélène Grimaud
▲ 7 r/kibeleSalon+1 crossposts

Claude Debussy - Arabesque N:1 / Hélène Grimaud

La musique de prédilection pour se détendre le soir, du moins personnellement ! Si le terme « arabesque » est parfois employé pour désigner une musique de style oriental, il tire son nom du style artistique ornemental éponyme. Ce dernier se caractérise par des motifs linéaires rythmiques et des formes géométriques complexes ornant des feuillages, des fruits ou des feuilles d'arbres, fréquents dans l'architecture et l'art islamiques anciens. Dès ses premières œuvres, Debussy aimait manifestement mêler différents styles artistiques à sa musique.

youtube.com
u/Geldingmustang — 15 hours ago

Annemin yagli boya tablolari

Asiri guzel olduklarini dusunuyorum, hic resim egitimi almadi. Yillar once yapmisti, ise girince birakti. Kim bilir belki de cok yetenekli cok basarili bir sanatci olabilecek bir suru kisi var. Fakat kulturumuzde sanatin yeri ve toplum beklentileri yuzunden degil bir seyler icin ugrasmak hayalini bile kuramiyoruz. Cok begendigim icin paylasmak istedim. Boyle seyler paylasmak serbest mi bilmiyorum, sadece hayali yarim kalmis wannabe artistim ben de 🙁

u/New-Two-7616 — 21 hours ago

19 Mayıs Etkinliklerinden (Edirne, 1966)

19 Mayıs 2026 tarihli bugünün anlam ve önemine istinaden geçmişten güzel bu fotoğrafı paylaşmak istedim. Açıkçası post flair(gönderi etiketi) gönderiyi tam yansıtmadı. Spor, edebiyat, tiyatro vb. birçok alanda gönderi etiketi yapmayı düşünüyorum. Fikirlerinizi burada paylaşabilirsiniz.

u/idillogia — 1 day ago
▲ 4 r/kibeleSalon+1 crossposts

Samson et Dalila - Camille Saint-Saëns (Mon cœur s’ouvre à ta voix) ve yine bir şeytani baştan çıkarma öyküsü

Eski Ahit'te geçen meşhur Samson ve Delilah öyküsü, insanüstü gücünü Tanrı'ya olan bağlılığının simgesi olan kesilmemiş saçlarından alan kahraman Samson ile onun aşık olduğu kadın Delilah'nın trajik ihanet destanıdır. Samson'ın düşmanları tarafından yüklü miktarda rüşvet verilen Delilah, sahte sevgi gösterileriyle uzun uğraşlar sonucunda sevgilisinin yenilmezlik sırrının saçlarında saklı olduğunu öğrenir. Samson uyurken saçlarını kestirerek onu sıradan ve güçsüz bir insana dönüştüren Delilah, kahramanın düşmanlarına yakalanmasına, kör edilmesine ve zincire vurulmasına neden olur; ancak öykünün sonunda hapisteyken saçları yeniden uzayan Samson, Tanrı'dan son bir kez güç dileyerek tapınağın devasa sütunlarını yıkar ve düşmanlarıyla birlikte kendi sonunu da getirir.

Camille Saint-Saëns'in 1877 yılında prömiyeri yapılan ihtişamlı "Samson et Dalila" operası, bu antik öyküyü Fransız romantizminin zengin müzikal dokusuyla yeniden canlandırır ve eserin şüphesiz en çarpıcı bölümü, İkinci Perde'de Dalila'nın söylediği "Mon cœur s'ouvre à ta voix" (Kalbim sesine açılıyor) aryasıdır. Samson'ın sırrını öğrenmek ve onu tamamen kendine bağlamak amacıyla söylenen bu mezzo-soprano aryası, operanın psikolojik ve dramatik merkezini oluşturur. Bu sahnede Saint-Saëns, Dalila'nın manipülasyonunu öfke veya şiddetle değil; son derece yumuşak, davetkar ve hipnotik bir melodiyle tasvir eder. Melodi o kadar büyüleyici ve duygu yüklüdür ki, dinleyici bile tıpkı Samson gibi bu ölümcül cazibenin ve sahte teslimiyetin ağına düştüğünü hisseder.

Aryanın müzikal yapısı, baştan çıkarmanın doğasını yansıtan yavaş, inişli çıkışlı ve şehvetli kromatik çizgilerle örülmüştür. Dalila'nın sıcak ve kadife sesi adeta yavaşça kıvrılarak Samson'ın mantığını ve direncini adım adım kırarken, sahte şefkat dolu sözcükleri ölümcül bir tuzağın üzerini örten ipek bir örtü işlevi görür. Aryanın nakarat kısmında Samson'ın da hislerine dayanamayarak melodiye katılıp Dalila'ya olan aşkını haykırmasıyla parça anlık bir aşk düetine dönüşür; ancak bu durum aslında Samson'ın kendi felaketine kendi rızasıyla attığı son ve geri döndürülemez adımı simgeleyerek, müzik tarihindeki en zarif ama bir o kadar da tehlikeli ihanet sahnelerinden birini ölümsüzleştirir.

Daha henüz soğumamış bir paylaşım olan Phyllis ve Aristoteles hikayesinde olduğu gibi ondan belki de daha popüler olan bu hikayede de çok benzer bir örüntüye şahit oluyoruz. Samson iyi olan her şeyi temsil ediyor, yiğit, mert, güçlü, inançlı. Onu alt etmenin ise tek yolu ise baştan çıkararak direncini kırmak... Bir yerde şeytanı da tarifler gibi, aslında Lilith de dahil sayısız hikayede bu böyle. Delilah insansı duygulara sahip değil, daha doğrusu ne düşünüyor, ne hissediyor hiçbir fikrimiz yok. O sadece duyguları kullanan bir kötücül bir araç, iyi ve inançlıların iradesini kıran... Bu hikayeyi dinleyip de Samson ile özdeşim kurmak mümkün, ama Delilah ile değil.

Tüm bu arka plana rağmen operanın diğer bölümleri de dahil estetik açıdan döneminin en parlaklarından, ve bu aryanın da meşhur olması hiç şaşırtıcı değil. Farklı bir tat için 2009'da Muse'un da aynı aryanın bir kısmını "Resistance" albümünde kullandığını, şahsi fikrimce başarılı da olduğunu söyleyeyim. Tarih boyunca tekrarlaya bu temayı daha çok paylaşırsam yakın zamanda buradan uçurulma korkusu ile de beraber keyifli dinlemeler/seyirler diliyorum.

Daha detaylı okumak için kaynak:

https://www.metopera.org/globalassets/discover/education/educator-guides/samson-et-dalila/samson.18-19.guide.pdf

Sözlerin çevirisi:

Kalbim sesine açılıyor,

çiçeklerin şafağın öpücüklerine açıldığı gibi!

Ama ey sevgilim,

gözyaşlarımı daha iyi kurutmak için,

sesini tekrar duyur!

Delilah'a sonsuza dek döneceğini söyle.

Hep tekrarla çok eski yeminleri,

sevdiğim o yeminleri!

Ah! Şefkatime cevap ver!

Bana, bana mutluluk ver!

Tıpkı buğday başaklarının

hafif esintide sallanışını görmek gibi,

kalbim de titriyor,

teselli bulmaya hazır,

bana sevgili olan sesinde!

Ok, ölümü getirmekte,sevgilinin kollarına uçmasından daha yavaştır!

Ah! Şefkatime cevap ver!

Bana, bana mutluluk ver!

youtube.com
u/Geldingmustang — 2 days ago
▲ 13 r/kibeleSalon+1 crossposts

Aşk-ı Memnu/Yaprak Dökümü dizilerinde karakterlerin okuduğu kitaplar bir tesadüf mü?

Yaprak Dökümü, Aşk-ı Memnu romanları Türk edebiyatında sayılı eserlerden. Ayrıca birkaç defa da beyaz sahnede seyirciyle buluştu. Peki bu dizilerdeki karakterlerin okuduğu kitaplar birer tesadüf mü? Yoksa kendi kaderlerinin bir yansıması mı?

youtu.be
u/idillogia — 3 days ago

Camille Saint-Saëns - Danse Bacchanale (Op 47)

Belki dozu sınırlarına kadar zorluyorum aynı temada, ama "Samson et Dalila" operasının orkestral olarak yorumlanmak üzere yazılmış en etkileyici bölümlerinden birini paylaşmadan edemedim. Hareketli ve oryantal bir müzik ihtiyacı olduğunda fon müziği olarak sayısız kere kullanılmış(özellikle 6:38 deki tema), ününü sonuna kadar hak eden bir bölüm, bacchanale, sarhoş ve kendinden geçercesine, kendini kaybedercesine...

İyi dinlemeler...

youtu.be
u/Geldingmustang — 3 days ago

Phyllis Aristoteles'in sırtına binerken: Kadının baştan çıkarıcılığı temalı garip ve tekrarlayan bir motif

Phyllis ve Aristoteles'in öyküsü, Orta Çağ Avrupa'sında ortaya çıkmış ve aklın tutku karşısındaki zayıflığını vurgulayan oldukça popüler bir efsanedir. Hikayeye göre, yaşlı ve bilge filozof Aristoteles, öğrencisi Büyük İskender'i güzel eşi (bazı versiyonlarda cariyesi) Phyllis'e olan aşırı düşkünlüğü konusunda uyarır ve bu aşkın onu devlet işlerinden alıkoyduğunu söyler. Bu duruma öfkelenen Phyllis, intikam almak için zekice bir plan yapar ve Aristoteles'i baştan çıkarmaya karar verir. Güzelliği ve cilvesiyle filozofu adeta büyüler. Aşkına karşılık vermek için ise Aristoteles'e tek ve oldukça aşağılayıcı bir şart koşar: Filozofun sırtına binip onu bahçede bir at gibi sürecektir. Aristoteles tutkusuna yenik düşer; ağzında gem, sırtında Phyllis ile dört ayak üzerinde emeklerken İskender onları yakalar. Aristoteles zekice bir manevrayla durumu kurtarmaya çalışarak dersini verir: "Eğer bir kadın, benim gibi yaşlı ve bilge bir adamı bu hale getirebiliyorsa, senin gibi genç ve ateşli birine neler yapabileceğini sen düşün."

Bu hikaye, Orta Çağ ve Rönesans döneminde edebiyatta ve kültürde sıklıkla işlenen "Kadınların Gücü" temasının en tipik örneklerinden biridir. Bu temanın temel amacı, Samson ve Delilah veya Adem ve Havva gibi dini figürlerin hikayelerinde olduğu gibi, kadınların cazibesinin en güçlü, en dindar veya en bilge erkekleri bile nasıl ahlaki bir çöküşe veya utanca sürükleyebileceğini göstermektir. Antik Yunan düşüncesinin ve rasyonalitenin en büyük otoritelerinden biri olan Aristoteles'in, genç bir kadın tarafından kelimenin tam anlamıyla ehlileştirilmesi ve boyunduruk altına alınması, dönemin toplumuna hem komik bir hiciv hem de ahlaki bir uyarı sunmuştur.

Sanattaki yansımalarına baktığımızda , bu motifin 13. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar inanılmaz bir çeşitlilikle görselleştirildiğini görürüz. Kiliselerdeki ahşap koro koltuklarının altlarındaki oymalarda (misericord), fildişi aynalarda, duvar halılarında ve dönemin soylularının masalarını süsleyen pirinç su testilerinde (aquamanile) bu sahne defalarca resmedilmiştir. Görsel kompozisyon her zaman keskin bir zıtlığa dayanır: Yerde emekleyen, cübbesi içinde komik duruma düşmüş yaşlı, sakallı bir filozof ile onun sırtında zarif kıyafetler içinde, elinde kamçı veya dizgin tutan, kendinden emin genç bir kadın. Bu imge, bedensel arzuların entelektüel kibre karşı kazandığı yıkıcı zaferin dönemsel bir sembolü haline gelmiştir.

Kaynak:

Bu motif de dahil olmak üzere sanatta kadın gücünü(genellikle erkek üzerindeki etkisi merkezli) ifade eden başka motifleri de inceleyen ilginç bir kitap:

Smith, Susan L. (1995). The Power of Women: A Topos in Medieval Art and Literature. University of Pennsylvania Press.

Görsel kaynaklar:

https://raekoda.tallinn.ee/en/showpieces/aristoteles-ja-phyllis/

https://ericgerlach.com/2019/12/12/phyllis-rides-aristotle/

u/Geldingmustang — 3 days ago
▲ 9 r/kibeleSalon+1 crossposts

Kaşıntı│Hikaye

O gün, yorucu bir iş günüydü. Sol elimin üstünde küçük bir kaşıntıyla başladı her şey. Tatlı tatlı kaşıdım orayı; tırnaklarımla hissederek, bastırarak... Kaşıntının o tatlı hissini duymak hoşuma gidiyordu. Bir noktada kaşıntı duruldu, günüme devam ettim. Ertesi gün yine başladı; belki farkında olmadan devam ediyordu da ben dikkatimi vermeden kaşımıştım, hiç hatıramda yok. Yine aynı nokta, aynı kaşıntı hissi... Tırnaklarımı kullanarak, o ince baskıyla sol elimin üstünü kaşıdım. Zevkliydi. Hem kaşıma eylemini gerçekleştirmek hoşuma gidiyor hem de o hissiyat bir türlü geçmediği için beni daha çok kaşımaya heveslendiriyordu.

Sonradan fark ettim ki kaşıdığım yer kızarmış, küçük kan damlacıkları belirmişti. Bunu beklemiyordum. O zamana kadar her kaşıntım, kaşınıp bitmişti. Bu kaşıntının diğerlerinden farkı, hâlâ devam ediyor olmasıydı. Bazen o sinsi kaşıntıyı devreye sokuyor, beni delirtiyor; daha sonra o sinsi suretini yok edip hiçbir şey olmamış gibi, sanki sol elimin üstünde sıradan bir deri parçasıymışçasına duruyordu. Onun aslında ne planlar yaptığını kavrayamamıştım. Deneyimsiz ve acemiydim.

Planlarını yavaş yavaş devreye soktu. Kaşıntı uzun zaman kendini göstermedi, ondan ses seda çıkmadı. Kan damlaları kurumuş, açılan mikro yaralar kapanmıştı. Yaradan veya kaşıntının farklılığından olsa gerek, belli belirsiz bir tümsek kalmıştı. Ben hissediyordum.

Kendi kendimi düşüncelere kaptırmışken sağ elimi yine sol elimin üstünü kaşırken buldum. Ne ara gelmişti bu sağ el oraya? Tırnaklarımı kesmeme rağmen bastırıyormuşum. "Tam da geçiyordu ya yara," diye düşündüm. Kaşıntının ilk planı devredeydi.

O gün o kaşıntıdan sonra sağ elimin dördüncü parmağında küçük su kabarcıkları fark ettim. Tam o parmak arasında benden saklanıyordu. "Seni yakaladım pişkin kabarcık," diye düşünerek başladım kaşımaya. Nasıl da sevimli bir kaşımaydı o... Hırt hırt kaşıyarak yok ettim o su kabarcıklarını. Hafifçe sıvılarını boşalttılar; o anda acısıyla da tanıştım. Yüzümü buruşturdum; zevkin sonu hüsrandı. Bana bu sinsiler acı ve rahatsızlık sunuyordu. Su kabarcıklarının oluştuğu yer, bu kaşıntının ikinci mekanıydı. Gitgide yayılıyor, vücudumu fethediyordu. Ama bunu yavaşça, sessizce ilerletiyordu. Şimdi bu sinsi planın parçalarını yerlerine koyabiliyorum; o durumu yaşarken farkında değildim.

Aradan aylar geçti, binbir olay yaşadım. Birkaç olay sonucunda fark ettim ki mutsuzken veya stresliyken ellerimi o bölgelerden kaşımaya başlıyorum. Kaşıdıkça zevk almadan, bir kuduz gibi sadece o bölgeleri sürtmek istiyorum.

İşin özü; su kabarcığı olan yer resmen yılan gibi deri değiştirdi. Çölde bırakılmış yılan derisi gibi yıprandı; haşin dağlar gibi deriden uzaklaşarak tepeye çıktı.

reddit.com
u/idillogia — 4 days ago

Deodato - Latin Flute

Latin Jazz ve Bossa Nova türünün temsilcisi, popüler ve muazzam bir kayıt... Justin Bieber'ın kayın dedesinden, klavye üstadı Eumir Deodato'dan gelsin.

youtu.be
u/Geldingmustang — 4 days ago

Sergio Mendes & Brasil '66 - The Fool On The Hill (Official Visualizer)

Bu albüme bayılıyorum. Ne zaman rahatlamak istesem bu albümün ninni gibi sesi beni çok rahatlatıyor.

youtu.be
u/idillogia — 4 days ago
▲ 72 r/kibeleSalon+1 crossposts

Near Erbaa in the northern Anatolian city of Tokat, the Bronze Age “Woman Nursing a Child” statuette from Horoztepe is one of Anatolia’s earliest symbols of motherhood, care, and fertility. Today, it is displayed at the Museum of Anatolian Civilizations in Ankara.

u/haberveriyo — 8 days ago

Careless Whisper - Postmodern Jukebox (Robyn Adele Anderson & Dave Koz)

Modern şarkılar(Gerçi Careless Whisper da eskidi!) geçmişte çıksaydı nasıl olurdu sorusunu arayan güzel bir proje Postmodern Jukebox... Bu da 1930'lardan bir yorum, araya sıkıştırılmış küçük sürpriz bir "Take Five" bile var, zamanlar iyice karışmış!

youtu.be
u/Geldingmustang — 7 days ago