
Coşkun Aralın Enteresan Fotoğrafı ve Öyküsü
13 Ekim 1980 tarihinde, 12 Eylül askeri darbesinin üzerinden henüz bir ay geçmişken, Türk Hava Yolları’nın Münih - İstanbul - Ankara seferini yapan "Diyarbakır" isimli uçağı dört hava korsanı tarafından kaçırıldı. Uçak, korsanların isteği üzerine yakıt ikmali bahanesiyle Diyarbakır’a indirildi. Olayın dünya basın tarihine geçmesinin asıl nedeni ise, o sırada uçakta tesadüfen bulunan 24 yaşındaki genç foto muhabiri Coşkun Aral’dı.
Eylemi gerçekleştiren dört militan, uçağı darbe sonrası kurulan askeri yönetimi protesto etmek ve cezaevlerindeki siyasi tutukluların serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla kaçırmıştı. Temel talepleri, dini içerikli bir devlet düzenine geçilmesi, şeriatın ilanı ve tutuklu arkadaşlarının salıverilmesiydi. Aral, bu siyasi gerginliğin ortasında büyük bir soğukkanlılıkla korsanları ikna etmeyi başardı. "Sesinizi dünyaya duyurmak için fotoğraflarınızı çekmeliyim" diyerek kokpite girdi.
Tarihe geçen o meşhur kare tam da bu sırada çekildi. Fotoğrafta bir korsan, kaptan pilot Münir Erbek’in boynuna silah dayamıştı. Ancak gerginlikten patlaması beklenen o an, pilotun silahın namlusundan gıdıklanarak istemsizce gülmesiyle bir anda absürt bir sahneye dönüştü. Pilotun bu tepkisi korsanı da gülümsetti ve Coşkun Aral, krizin ortasındaki bu "insani" anı ölümsüzleştirdi.
Uçak, Diyarbakır Havaalanı'nda yaklaşık 48 saat bekletildi. Korsanlar taleplerinde ısrar ederek uçağın İran’a gitmesini istedi. 14 Ekim gecesi Türk güvenlik güçleri uçağa başarılı bir operasyon düzenledi. Tüm yolcu ve mürettebat sağ salim kurtarılırken, korsanlar yakalandı. Coşkun Aral ise çektiği film makaralarını el konulmasın diye çorabına saklayarak uçaktan çıkardı. Bu kare, en sert siyasi çatışmaların ortasında bile insan doğasının öngörülemeyen tepkilerini belgeleyen en önemli tarihsel vesikalardan biri kabul edilmektedir.