u/Last-Nebula4158

Türk birliği falan filan, bunlar kağıt üzerinde güzel ama gerçekte Türkiye’nin sırtındaki küfeden başka bir şey değil. Aslında Kıbrıs’ı bile olduğu gibi bırakıp gitmek var ama o lanet Akdeniz’deki deniz sınırları elimizi kolumuzu bağlıyor; stratejik mecburiyetten kurtulamıyoruz. Bizim milletin şu huyundan nefret ediyorum adamlar seni istemiyor, kapısında paspas yapıyor, biz hâla o sıraya girmek için takla atıyoruz. Devlet dediğin bu kadar yumuşak, bu kadar aman tadımız kaçmasıncı olmaz olmamalı.

​Kendi ayakları üzerinde durmayı beceremeyen, bütün iç siyasetini Türkiye’ye laf sokmak üzerine kuran, yardımı hakkım sananlarla bu iş yürümez. Türkiye artık şu abilik masalını bırakıp, masaya oturduğunda cebine ne gireceğine bakmalı. Vatan-millet romantizmi yerine sert bir realizm şart. İstenmediğimiz kapılarda bekleyeceğimize, yüklerimizi atıp kendi merkezimizi kurmalıyız.

​Kuzey Kıbrıs ise bu işin en can sıkan, en nankör örneği. Adayı resmen sırtımızda taşıyoruz; suyundan parasına, güvenliğinden ekmeğine kadar bizden gidiyor. Ama bakıyorsun, bir kesim çıkıp "Türkiye bizi sömürüyor" diye şımarıklık yapıyor. Annan Planı’nda gördük; Avrupa hayali için Türkiye’nin stratejik güvenliğini bir gecede satmaya dünden razılardı.

​Hâlâ "yavru vatan" diye duygusallık yapıyoruz. Ne yavrusu? Adam seni sadece cebindeki para için seviyorsa o iş kardeşlikten çıkmış, kirli bir ticarete dönmüştür. O zaman biz de kuralına göre oynayalım: Abi olmayı bırakıp masaya patron gibi oturmalıyız. Evet, Türkiye’nin orayı uzun süredir arka bahçesi gibi kullandığının, dönen pis işlerin farkındayım. Ama hiçbir yanlış, daha 50 yıl önce neredeyse soykırıma kurban gideceklerini unutmalarına bahane olamaz. Geçmişi bu kadar çabuk silip, seni kurtaran ele nankörlük etmek devlet aklıyla da insanlıkla da bağdaşmaz.

u/Last-Nebula4158 — 17 days ago