u/Abdurrahman147

▲ 354 r/SacmaBirSub+1 crossposts

Görsele resmi bir kaynak vermem mümkün değil, o yüzden "image" flair'i ile paylaşıyorum.

u/Abdurrahman147 — 7 days ago

Az çok kitap okuyan herkes eminim ki İthaki Yayınevi'ne denk gelmiştir ya da adını bir yerden duymuştur. Bu yayınevinin belli kategorilerde yayımladığı çeşitli serileri var: Korku serisi, bilim kurgu klasikleri serisi, Japon edebiyatı serisi… Bu liste böyle uzar da gider. Birçok önemli yabancı eseri çevirerek bizlerle buluşturdukları için İthaki'ye teşekkür ediyorum fakat eleştiriyi de es geçersem hem sevgili okurlara hem de kendime haksızlık etmiş olurum. Eleştiri sayesinde hem olumlu hem de olumsuz yönler açığa çıkar. İthaki bilim kurgu klasiklerinin de ciddi bir eleştiriye ihtiyacı var.

Bu yazımda özellikle bilim kurgu klasikleri özelinde konuşacağım. İthaki'nin birçoğumuzun aşina olduğu Dune kitabı ile başlattığı bir serisi var: Bilim kurgu klasikleri. Birçok farklı yazarın eserlerinden oluşan bu seriyi bir denemede anlatmak sanıyorum ki olanaksızdır. Zaman zaman bu eserler hakkında inceleme ve tavsiye yazıları da paylaşacağım.

İthaki Bilim Kurgu Klasiklerinde Çeviri Hataları

İthaki, 2015 yılında başlattığı bu seri ile hem okuyucuların hem de koleksiyoncuların kalplerine dokundu. Güncelde yüzden fazla kitabı barındıran bu seri her yıl büyümeye devam ediyor. İçinde çok ünlü distopyalardan tutun da filmi çekilen Dune serisine kadar çeşit çeşit kitap var. Üstelik bazıları başyapıt denebilecek seviyede. Renkli ama sade kapak tasarımları ve küçük ayraçları ile bu seri şahsen benim pek bir hoşuma gitti. Bu rengarenk kitaplar kütüphanenize de ayrı bir hava katıyor. Ne yazık ki her güzelin bir kusuru vardır. İthaki, birçok eseri çevirip Türkçeye kazandırsa da bariz çeviri hataları yapıyor. Ben ilk okuduğumda çok bir gariplik bulamamıştım fakat deneyimli okurlar ve eleştirmenler bu hataları fark etti. Nitekim bazı eserlerde de cidden göze batıyorlar. Anlamamak için dünyadan bihaber olmak lazım.

Bu eserlerden biri de şüphesiz Fahrenheit 451. Fahrenheit 451, popüler kültürün de etkisiyle beraber epeyce tanınmış bir eser. Ne var ki, okuyanlardan bazıları kitabın olay örgüsünü zayıf bulmuş. Bilim kurgu okumaya alışkın olmayanlar da " Neden bu kitap ucu açık bitti?" diye sorguladılar. Bilim kurgu kitapları ucu açık bitebilir ve bu onların bir özelliği aslında. Yazarlar kitabı virgülle bitirip sonunu bize göstermez, bizi bir belirsizlikle karşı karşıya bırakırlar. Fahrenheit 451, başat bir distopya olmasına rağmen, türe aşina olmayanlar tarafından böyle haksız eleştirilere maruz kaldı. Peki, bu eleştirileri bir kenara koyarsak ya da başka bir kitabı okursak sorun ortadan kalkıyor mu? Hayır. Dünyalar Savaşı ve Zaman Makinesi kitaplarında da çeviri hatalarından dolayı bir kopukluk ya da tuhaflık mevcut. Dünyalar Savaşı'nı okurken bazı yerleri tam anlamamıştım. Aynı hisse Zaman Makinesi'ni okurken de kapıldım. O zamanlar deneyimli bir okur olmadığımdan çok kafaya takmadım. Sosyal mecralar aracılığıyla bunun farkına vardım. Kitap ne kadar iyi olsa da bir çeviri her şeyi bitirebiliyor. Örneğin, Dost Körpe'nin Fahrenheit 451 çevirisi maalesef okuma zevkinizi baltalıyor. Bu konuyu detaylıca ele alan Kayıp Rıhtım sitesinde bir yazı mevcut ve linkini aşağıya bırakacağım.

Diğer Konular

Çeviri haricinde İthaki'nin başka faulleri daha var. Bunlardan en bilineni çalışanlarıyla yaşadığı sorunlar ve işten çıkarmalar. İthaki, kendi çalışanlarının hakkını vermiyor ve bu da kitap endüstrisine ve yayıncılığa zarar veriyor. İstifaların ve işten çıkarmaların olduğu bir yayınevine güvenmek de okur açısından zorlaşıyor.

Bir diğer sorun da İthaki'nin ikiyüzlü politikaları. Yaptıkları solcu eylemlerle okurların nefretini topluyorlar. Rus Edebiyatı, Alman Edebiyatı, İngiliz Edebiyatı diye türlere ayırırken sıkıntı yok. Ne zaman şu Türkler ortaya çıksa, İthaki gibileri kıllanıyor. Hemen Türkiyeli ibaresini yapıştırıyorlar. Belli bir zümreye böyle şirin gözükme çabaları açıkçası beni tiksindiriyor. Bu ve bundan başka sebeplerle kimileri İthaki'yi boykot ediyor.

Yazarın Notu

Sadede gelirsek, ya bu eserleri orijinal dillerinden okumalısınız ya da çevirmeni iyi araştırmalısınız. Bana göre en iyi çeviriler İş Bankası'na ait. Ayrıca Karbon Yayınevi'nin de orijinal dilde eserleri internette mevcut. Bazı eserlerin telif hakkı ise Alfa'da. Bu konularda rekabetin olması iyidir çünkü tekel oluşmasını engeller. İthaki'nin yukarıda saydığım belli sebeplerden dolayı tekel olmasını istemiyorum. Evet, kapaklarını ve tasarımlarını beğeniyorum. Bizleri bilim kurgu klasikleriyle buluşturdukları için onlara minnettarız. Ne var ki, eleştiri olmadan kimse gelişemez; herkes güdük kalır. İthaki işinin ehli çevirmenleri işe alırsa, bizim de okuma hevesimiz kursağımızda kalmaz.

https://kayiprihtim.com/dosya/fahrenheit-451-ceviri-degerlendirmesi-ve-karsilastirmasi/

reddit.com
u/Abdurrahman147 — 8 days ago

Bilim kurgu deyince pek çok insanın aklına gelen kavramlar, konular bellidir. Ne olur bunlar? İşte, robotlar, yapay zekâ, uzay yolculukları vb. Bazıları için bilim kurgu üstte saydıklarım yüzünden ya absürttür ya da çocuk işidir. “O ne abi öyle ya? Robotlar insan öldürüyor, uzay gemileri ciyuv ciyuv diye birbirine ateş ediyor, ben böyle bir şeyi okuyarak vaktimi heba edemem.” diyenler elbet vardır. Ne yazık ki böyle diyenlerin dünyadan haberi yoktur, bilim kurguyu televizyonda gördükleri birtakım düşük bütçeli Amerikan filmlerinden veyahut da Wattpad kalitesinde ucuz kitaplardan ibaret sanarlar. Oysaki okunması gereken, size değerli bilgiler katacak pek çok bilim kurgu eseri mevcuttur. Gelin, bilim kurgunun neden okunmaya değer olduğunu öğrenelim.

Bilim Kurgu Nedir?

Bilim kurguyu “bilimin temel alınarak hayali olayların kurgulandığı ve tasarlandığı genelde insanlığın geleceğinde geçen edebi tür” olarak tanımlayabiliriz sanırım. Resmi tanım ise şu şekildedir: “Çağdaş bilim verileriyle düş gücünden oluşan (film, roman vb.)” . Gördüğünüz gibi onu diğer kurgulardan ayıran başat unsur işin içinde bilim olmasıdır. Peki, her bilim kurgu eseri aynı mıdır? Tabii ki de hayır. Bazı bilim kurgular uçuk bilim kurgudur. İçinde bilim geçer ama fantastik bir eserden neredeyse bir farkı yoktur. Bilim sınırları zorlanır, Einstein falan mezarında ters döner. Bir de daha gerçekçi bilim kurgu eserleri vardır. Bunlar da hakikaten ileride olması muhtemel olayları anlatır. Bu türe de hard sci-fi deriz.

Bilim Kurgu Klasikleri Nedir?

Klasiklerin ne manaya geldiğini hepimiz az çok biliriz. Üzerinden yıllar geçse de halen sevilen ve beğenilen şeyler bizim için klasiktir. Klasik müzikler, kitaplar ve filmler vardır. Bilim kurgunun da klasik olarak sayılabilecek eserleri vardır. Üzerinden belki bir asır geçmesine rağmen okunmaya devam eden bilim kurgu kitapları bulunmaktadır. Türkçeye çevrilmiş pek çok güzide eser bizleri beklemektedir.

Bilim Kurgu Bize Ne Katar?

Maalesef bazı insanlar okumayı salt fayda için yapıyor. Defalarca demişimdir: “Okuma eylemi salt fayda için yapılmaz, yapılmamalıdır.” Bulunduğumuz çağdan mıdır, yoksa insanların sabırsızlığından mıdır, bilinmez; birçokları kitap okuyup faydasını anında görmek istiyor. “Kitap okudum, hani bana bunun yararı?” diyorlar. Bu öyle bir şey değil ki. İlaç aldığınızda bile, etkisini göstermesi bir saati, bazen iki saati buluyor. Neden? Çünkü kana karışıp hücrelere girmesi için vakit lazım. Ayrıca işin içinde kimya ve fizik de var. Aynı şekilde de kitap okumanın yararını görebilmemiz için süre geçmesi lazım. Birden fazla kitap okumamız lazım. Kitabı özümsememiz mümkünse, öğrendiklerimizi paylaşmamız lazım. Yoksa yalnızca kelimeler gözlerimizin önünden geçer ama beyinde yeni bağlantılar kurulmaz. Ayrıca okuduğumuz kitabın türüne göre de edineceğimiz fayda miktarı değişir. Bir klasik okumakla bir fantastik eser okumak bir değildir. Bir popüler bilim kitabıyla bir aşk romanı aynı kefede değildir. Çikolata ile et güveci bir midir? Değildir. Yemeklerin besleyiciliği farklıdır. Tıpkı yemekler gibi kitapların da besleyiciliği farklıdır. Peki, bilim kurgunun bize katacağı ne vardır? Bunları madde madde sıralamak en iyisi olacaktır:

  • Ufkunuzu açar
  • Yeni bir bakış açısı kazandırır
  • Hayal gücünüzü geliştirir
  • Yeni terimler öğrenmenizi sağlar

İlk kez bilim kurgu klasiği okuyan bir insan kitabın sonundan hoşnut olmayabilir. Zira bilim kurgu klasikleri genelde açık uçlu sonla biterler, kesin bir sonları olmaz. İyi ya da kötü son barındırmazlar. Yazarın size bir şeyleri tamamen açıklamak gibi bir gayesi yoktur. Montag’ın sonu ne oldu? Bilmiyoruz. Fahrenheit 451 bize bunun cevabını vermiyor. Maymunlar Gezegeni’nde yine çarpıcı bir son vardır. Spoiler olmasın diye demiyorum ama şaşırıp kalacağınıza eminim. Yine o da ucu açık bir sondur. Kumsalda kitabını duyan yoktur herhalde. Kitabın sonu beni feci derecede etkilemişti lakin yine belirlenmiş bir son yoktu. Belirsizlik vardı, bilinmeyen vardı. İşte, bunlar size yeni bir bakış açısı kazandırıyor, hayal gücünüzü kullanmaya, sizi düşündürmeye sevk ediyor. “Acaba ne oldu?” diye düşünüp duruyorsunuz.

Bu kitapları günümüzde modern insan gözüyle okuyunca, yazılanlar belki de bizi o kadar etkilemiyor. Düşünün ama! Elinizde tuttuğunuz H.G Wells kitapları bundan yüz yıl önce falan yazıldı. Mars hakkında doğru dürüst bir veri yokken “Dünyalar Savaşı” gibi bir klasik Wells tarafından kaleme alındı. Zaman Makinesi, Görünmez Adam, Tanrıların Tohumu gibi nice eser müthiş bir hayal gücünün eseri. Arthur C. Clarke, Jules Verne, Strugatski Kardeşler ve diğerleri bu kadar şeyi nasıl hayal edebildi? Ben yazarım demesi kolay fakat davulun sesi uzaktan hoş gelir. Sizin şartlarınızla o insanların şartları bir değildi. İnternet yoktu o zamanlar. Bilgisayar ya yoktu ya da daha çok yeniydi. Aldous Huxley Cesur Yeni Dünya’da bundan kaç yüzyıl sonrasını düşleyip yazdı. Ray Bradbury kasvetli bir gelecek hayal etti. Bu yazarların her birini okumak sizin bakış açınızı geliştirir, ufkunuzu açar. Hayal gücü olmadan yeni şeyler üretemezsiniz. Yaratıcılığa ihtiyacınız varsa bu üstatları okumanızı şiddetle öneririm.

Nereden Başlayalım?

Şanslıyız ki dilimize çevrilmiş epey bir bilim kurgu klasiği var. Farklı birçok yayınevi bu eserleri çevirip bize kazandırmışlar. İthaki bilim kurgu klasikleri adlı bir seriyi 2015 yılında başlattı ve hâlen devam ediyor. Bazı eksik yanları olsa da( başka bir yazım bunun hakkında) genel olarak güzel bir iş çıkarmışlar diyebilirim. Başlangıç olarak İthaki’nin kitaplarına bakıp size en çok uyan bilim kurguyu seçebilirsiniz. Popüler kültürde çokça duyulmuş distopik eserlere de bakabilirsiniz. Onların dışında ben alttaki kitapları tavsiye ederim:

  • Postacı
  • Maymunlar Gezegeni
  • Dünyalar Savaşı
  • Bir Mars Destanı
  • Kaplan! Kaplan!
  • Kumsalda
  • Yenilmez
  • Uzak Yarın

Fırsat buldukça bunların hepsine kendi çapımda bir inceleme yapacağım. Burada yer vermediğim daha gırla bilim kurgu klasiği mevcut. İthaki yüzden fazla kitabı tamamladı klasikler serisinde. Alfa Yayınları ise Stanislaw Lem’in eserlerini basıyor. Türkiye İş Bankası ve Can Yayınları da bazı güzel bilim kurgulara sahip. Çeviri konusuna gelirsek ise İş Bankası benim nezdimde en iyi olanıdır. Eğer siz çeviriye çok takılmayıp daha renkli ve hoş bir şeyler arıyorsanız, burada İthaki tam size göre. Birbirinden güzel kapakları ve her kitaba özgü mini ayraçlarıyla biz kitapseverleri kalbinden vuruyor.

Günün Sonunda

Yazımı ünlü yazar Arthur C. Clarke’ın çok beğendiğim bir sözüyle bitiriyorum:

>

u/Abdurrahman147 — 10 days ago

Bugün yine bir bilim kurgu incelemesi yapacağım ama diğerlerinden farklı olacak. Bugüne dek incelemesini yaptığım bilim kurgular hep usta eserlerinden elinden çıkmıştı ve adeta birer klasik haline gelmişti. Oysa Cormac McCarthy tarafından yazılan Yol bize daha karanlık, gerçekçi ve modern bir hikâye anlatıyor. Klasikleşmiş seleflerinin aksine bize bir mesaj verme kaygısı gütmüyor, bize yeni bir perspektif sağlamıyor. Yaşadığımız hayatların aslında ne kadar kıymetli olduğunu ve tek bir hatanın nelere mal olabileceğini bize acımasız örneklerle gösteriyor. Yol, alışık olduğumuz kurgusal kalıpları parçalayıp bize gerçek bir dünyada hayatta kalmaya çalışan baba ve oğlunu anlatıyor. Belki de bu yüzden ateşe geçirilmiş bir bebek sahnesi bizleri bu denli rahatsız edebiliyor, karakterlerin tekdüze eylemleri bizde boşluk hissi uyandırıyor.

Kısaca Yol Ne Anlatıyor?

İthaki’nin Modern Edebiyat serisinden yer alan Yol bize iki yüz sayfalık bir macera anlatıyor. Bu macera kitapta tek büyük bir bölümde bizlere sunuluyor. Kıyamet sonrası hayatta kalan bir baba ve oğlu büyük bir azim ve hayatta kalma içgüdüsüyle güneye doğru ilerliyor. Amaçları oradaki sahile ulaşmak fakat sahile ulaşınca da ne yapacaklarını bilmiyorlar. Aç, susuz ve yorgun olsalar da asla pes etmiyorlar ve hedeflerine doğru büyük bir kararlılıkla ilerliyorlar. Bu yolda başlarına türlü türlü olaylar geliyor ama onlar daima ateşi taşıyorlar. Çünkü onlar iyi insanlar ve her şeye rağmen kendi doğrularından vazgeçmiyorlar. Baba ve oğlun bu sıradan yolculuğu bize yeni bir şey anlatmıyor, bize bir mesaj da vermiyor. Bize bir hayatta kalma hikayesi anlatıp gözlemci olmamızı istiyor. Yarın bir gün dünyada büyük çaplı bir savaş olursa, “Hayat buna benzer.” diyor. Gerçeği bize öncüleri gibi yarı çıplak değil, büsbütün bir çıplaklıkla sunuyor ve bizi o yalın hakikatle baş başa bırakıyor. Gerçeklerden kopmak için okuduğumuz bir eserde böylesine saf bir realizm zihnimizi kurcalıyor.

Karakterler

Yol’da diğer kitaplar gibi dolu bir karakter envanteri yoktur. Roman olmasına rağmen sadece birkaç tane karaktere sahiptir ve onların da adı yoktur. Evet, ne babanın ne de oğlun adını öğreniriz. Tıpkı Stanislaw Lem’in Aden’i gibi bu kitapta da karakterleri kişilikleriyle tanırız. Geçmişi bilen ve oğlunu korumak isteyen bir baba, saf bir çocuk ve intihar etmeyi seçmiş bir anne vardır.

Baba, eski dünyayı hatırlayan tek kişidir. Onun tüm motivasyonu “hayatta tutmak” üzerine kuruludur.

  • Pragmatizm vs. Ahlak: Baba için ahlak, oğlunun hayatta kalmasından sonra gelir. Dış dünyaya karşı aşırı şüpheci ve acımasız olabilir; çünkü o, insanın insanı nasıl yiyebileceğini (hem mecazi hem gerçek) bilir. Buna rağmen hâlâ doğru olanı seçmeyi bilir.
  • Hafıza Yükü: Renkleri, kuşları ve meyveleri hatırlar. Bu anılar onun hem yaşama tutunma kaynağı hem de en büyük işkencesidir. Yer yer eski karısıyla olan anılarını da hatırlar.

Oğul, kıyametten sonra doğmuştur. Eski dünyaya dair hiçbir referansı yoktur; onun için gökyüzü hep gri, ağaçlar hep ölüdür.

  • Saf Merhamet: Babasının aksine, karşılaştıkları herkese yardım etmek ister. O, vahşileşmiş bir dünyada “insan kalmanın” ne demek olduğunun canlı kanıtıdır. Kendisi gibi kimsesiz bir çocuğa da yardım etmek istemiştir, yaşlı bir adama da. Hatta kitabın sonunda eşyalarını çalan adama bile yardım etmek istemiştir. Çocuk babasını kötülükten koruyan kişidir.

Anne ise sadece anılardan bildiğimiz bir karakterdir. Bazen kocasının zihninde de belirir. O, böyle bir dünyada kocasıyla beraber yaşayıp çocuğunu büyütmektense ölmeyi seçmiştir. Yazar bize burada da ahlaki bir soru sorar. Ölmek mi yoksa her şeye rağmen yaşamak mı daha iyidir?

Bu üç karakter dışında, karşılaştıkları yaşlı bir adam ve hayatta kalan insan grupları vardır. Hiçbirinden detaylı olarak bahsedilmez. Kimileri insan yer ve insanları köleleştirir, kimileri ise bulduklarıyla yetinmeye çalışır. Bunlardan biri de kitabın finalinde çocuğa yardım eden adamdır.

u/Abdurrahman147 — 12 days ago