u/hehehe3131

Aşk hakkında ne düşünüyorsunuz? Geçenlerde annemle bunu konuşuyordum.

Ben biraz olayları "an" da tutup düşünmeme taraftarıyım. Aşkı var etmenin zorluğu aşikar ama genede oldukça anlaşılır bir şey.

Bana göre komplex bir terimi açıklayıp bir "şeye" indirgemek yerine, tecrübe dahilinde tutmanın daha iyi olduğunu düşünüyorum.

Benim fikrimi merak ediyorsanız sohbete açığım, bilmiyorum çok sıkıldım biraz konuşucak güzel bir konu olsun diye paylaşıyorum bu postu

reddit.com
u/hehehe3131 — 14 hours ago

Sapyoseksüelliği birkaç gündür tanımlamaya çalışıyorum, kendi idrakım açısından bir sonuç elde ettiğimi de söyleyebilirim. Lakin şöyle de bir psikolojik paradoks bulmuş durumdayım ve bu fenomenin hepimizin sahip olduğu perspektifler ve sanatsal kaygıları içerisine almasından kaynaklandığını da belirtebilirim.

Nitekim bu sorun teşkil eden bireysel farklılıklardan önce sapyoseksüellik için zekânın basit bir tanımını yapmak da mümkün ki zeka tanımının sebebi en basitinden insanın var oluşunun neliğinden mütevellittir.

“Herhangi bir kişinin sahip olduğu bilişsel yetinin davranışsal bir mahiyete dönüşme durumu ya da öteki için bilişsel yetinin algılanabilir biçime indirgenerek nesneleşmesi.”

Bu tanımda bilişselliğin anlam bakımından bireysel farklılıklar içermesi de sabit bir sapyoseksüellik tanımına izin vermemekle birlikte, davranışa dönüşen bilişselliğin metafiziksel olarak ölçülemez olmasına da dikkat çekmek gerekir.

Şimdi ise literatürde geçen birkaç makaleden tanımları paylaşmak istiyorum:

  • Sapyoseksüel bir kişi zekâya büyük ilgi duyar; bu nedenle bir partner ararken dış görünüşten ziyade, potansiyel partnerinin zekâsına daha fazla odaklanır.
  • Bazı bireyler, başka bir kişinin derin içgörüleri tarafından başlıca uyarılma ya da heyecan duyma eğilimindedir. Onlar için felsefi, politik veya psikolojik tartışmalar bir yakınlık ve ön sevişme biçimi olarak arzu edilir.
  • Pratikte herkes kendini sapyoseksüel olarak tanımlayabilir; buna heteroseksüel, lezbiyen, gey, biseksüel, transgender, queer, sorgulayan, interseks ve aseksüel (LGBTQIA+) bireyler de dahildir.

Yani özetle:

Sapyoseksüellik, ilk bakışta “zekâya duyulan çekim” gibi görünse de, zekânın herkes için farklı anlamlara gelmesi nedeniyle sabit ve nesnel bir yönelim olarak tanımlanamaz. İnsanlar aslında zekânın kendisine değil, karşılarındaki kişide algıladıkları zekâya çekilirler. Bu yüzden sapioseksüellik, biyolojik ya da evrensel bir yönelimden ziyade öznel bir estetik ve algısal tercih olarak değerlendirilebilir.

Tanrıyı arzulamak

Öncelikle literatürün savunduğu biçimde sapyoseksüellik, genel bağlamda bütün cinsel yönelimleri kapsayan bir duruş sergilediği için bir şemsiye terim hâline gelmiş ve kendi spesifik duruşunu yitirmiştir.

Bu spesifik duruşun yitirilmesinin kaçınılmaz oluşu, aslında oldukça trajikomik bir şekilde insanın arazlığından kaynaklanması ve “mutlak” anlamda var oluş sergileyememesi, bir nevi samimi bir biçimde yetersizlik içerisinde oluşu şeklinden kaynaklanmaktadır.

Eğer ki arzu nesnesi bir sapyoseksüel için insan değil ise, bu bağlamda tanrıyı da arzulamak işte bu yüzden mümkündür ve kendi görüşümce bu durum sapyoseksüelliğe bağlanmalıdır.

Aşk, insanın ölümlü ve naçizane hassas doğasının bir yansıma hâli olsa gerek ki, insanın tanrıyı “her şeyin mutlağı” olarak görüp “ona” yönelmesi de oldukça mantıklıdır.

Evrimsel teori kapsamında

“Sapien-Sexual” bireylerin yöneliminin dürtüsel açıklaması ise zekânın kalıtsallığı nedeniyle açıklanması oldukça mümkündür.

İnsanın güç istemcisi, doğal seçilim olarak adlandırılan mekanizmada besin zincirinin en üstüne çıkmasındaki en önemli reflekstir.

Pragmatik bağlamda konuyu çeşitli sosyal dinamikler üzerinden değerlendirip; netice olarak seçilecek “eş” bireyin, öteki “sözde” rakip adayları arasından daha “üstün” zekâda olması da, kalıtsal olarak edineceği yavrusunun geleceği için oldukça mantıklı bir stratejidir.

Antinatalizm Kapsamında

Ürememeyi seçmek ise evrimsel sürecin tam zıttı bir bakış açısı olarak söz edilmesi gereken bir başka önemli olgudur.

Bu kavramdan bahsetmemin sebebi ise, genel olarak toplumun ilişkiler bazında temel güdüsünün üremek olmasına karşın, antinatalizm paradigmasının etik bağlamda gen aktarımına karşı çıkmasıdır.

Antinatalizm ise Kısaca:

  • Doğum = potansiyel acı ve ıstırabın başlangıcıdır
  • Bu yüzden yeni bir hayat yaratmamak daha etik olabilir

Nitekim şundan da söz etmek gerekir; antinatalist bireyin dürtülerden soyutlanabilmesi için acıdan kaçma eğiliminden ziyade “etik” kapsamında bu ideolojiyi kabullenmiş olması gerekir.

Özetle, arzu nesnesi olan “zeka” ile kurulan fantazilerin sadece üreme dürtülerinden ibaret olmadığını belirtirmelidir.

Hedonizm Kapsamında

Ötekinin zekâsından haz duyma, sapyoseksüellik olarak tanımlanabilir. Bu bağlamda zekânın tanımını tekrar gözden geçirmek gerekir. Zekâ pek çok çeşitlerde karşımıza çıksa da, sapyoseksüellikte çekici olan şey “zekâ sahibi olmak” değil, zekânın nasıl kullanıldığıdır.

Literatürden örnek vermem gerekirse, sapyoseksüellik bağlamında haz verici ana unsurları 5 farklı biçimde inceleyebiliriz.

1. Düşünme biçimi (nasıl düşündüğü)

  • Analitik düşünebilme
  • Karmaşık konuları sadeleştirebilme
  • Tutarlı ve derin argüman kurabilme

2. Merak ve öğrenme isteği

  • Sürekli yeni şeyler öğrenme arzusu
  • Farklı disiplinlere ilgi (felsefe, sanat, bilim vs.)
  • Sorgulayıcı bir yaklaşım

3. İfade gücü

  • Düşüncelerini açık ve etkileyici şekilde aktarabilme
  • Dil kullanımı (kelime seçimi, üslup, mizah)

4. Perspektif derinliği

  • Olaylara farklı açılardan bakabilme
  • Empati kurabilme (duygusal zeka ile bağlantılı)
  • Yüzeyin ötesine geçebilme

5. Entelektüel uyum

  • Karşılıklı zihinsel “akış” yakalayabilme
  • Tartışmanın keyifli olması
  • Birlikte düşünmenin çekici hale gelmesi

Bu başlıklar bağlamında aşikâr olan şey şudur ki, sapyoseksüel bireyler için öncelikli kriter dış görünüş değildir. Ancak araştırmalarda dış görünüşün (Dışa vurum) tamamen önemsiz olduğu da söylenemez.

"Algılanan Zeka"

Son olarak bir cognitive bias, yani bilişsel yanlılık ya da yanılsamadan söz etmek istiyorum.

Beynin bilgi işlerken mantıklı ve objektif karar vermek yerine sistematik şekilde hata yapma eğilimidir.

Bu durum sapyoseksüeller için bir halo effect’e dönüşür; yani özetle, bir kişinin tek bir olumlu özelliğine bakarak diğer özelliklerini de otomatik olarak olumlu varsayma hatasıdır.

Bu yanılsama örnek olarak şu şekilde gerçekleşir

“Zeki konuşuyor → demek ki iyi bir insan / çekici / derin biri”

Neticede, zekâ derinlik barındıran bir kavram olduğu için sapyoseksüel bireylerin oldukça üst düzeyde yargısız ve gözlemci olması gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü sapyoseksüellikte çekim genelde şu hissin etrafında döner: “Bu kişiyle konuşmak bana yeni bir zihinsel alan açıyor.”

Bu, ilk bakışta yeni tanıştığımız veya arkadaşlık kurduğumuz bireylerde yaşadığımız hislerin, “ötekinden bize yansıyan” özelinde hissettiğimiz durumla ilgilidir.

Algılanan zekâ ile karşısındaki kişinin gerçek zekâsını ayırmak artık sadece bir haz duyma istemcisinden ziyade, yüklü miktarda zihinsel bir iş gücü gerektirir.

reddit.com
u/hehehe3131 — 27 days ago