u/Vegetable-Mud-2967

Yaşanılan Kültür Şokları Seri 2 / İspanya Notlarım ( Uzun Gönderi )
▲ 14 r/KGBTR

Yaşanılan Kültür Şokları Seri 2 / İspanya Notlarım ( Uzun Gönderi )

2022 yılında İspanyada kız arkadaşımla birlikte Camino Frances yolunu bisikletle bitirdik. Toplam 3 ay sürdü. İspanyanın en doğusundan başlayıp en batısındaki Santiago de Compostela kilisesinde biten ortalama 700km lik trekking rotası.

Günümüzde Katolikler 4 incilin yazarlarından olan Aziz Paul'ün naaşının a noktasından b noktasına taşındığı bu rotayı yürüyerek hac ibadetlerini gerçekleştirmiş oluyorlar.

Ben sadece macera amaçlı yola başladım hacı olmak gibi bir niyetim yoktu :D Ancak yolda biraz zaman geçirence öğrendim ki hacı olmanın sana kazandırdığı baya avantajları var.

Bazı yerel mekanlar hacı kartını gösterdiğinde ücretsiz ve sınırsız şarap ikram ediyorlar.Albergue denilen hacılara özel pansiyonlarda yarı fiyatına konaklayabiliyorsun- kilise medreselerinde konaklama ve yemek ücretsiz.

Yemek ücretsizden kastım yemekler bağış usulüne göre yapılıyor. Mesela birisi patates diğeri et getiriyor ve yapılan etli patates yemeği herkese paylaştırılıyor. Yemek için illa bağış yapma zorunluluğun yok ancak ayıp olmasın diye masaya bir şişe şarap veya çikolata getirmeye dikkat ederdim.

İlkokulda sınıf kahvaltısı yapılacağı zaman yarısı yenmiş içinde simit susamları olan krem peynirini masaya şaak diye atılan bir durum gelmesin aklınıza. İspanyollar keyif pezevengi ve bizim gibi gönlü bol bir millet olduklarından hep güzel şeyler bağışlar ve enfes yemekler yerdik.

Baktım hacı olmak iyiymiş bende hacı olayım lan dedim. Hacı olmak için sana 50 sayfalık pasaport gibi bir şey veriyorlar. Rota boyunca 50 klise var ve her kiliseden damgaları topladıktan sonra Santiago de Compostela katedralinde son damgayı da alınca hacı oluyorsun.

Biz daha yolun çok başlarındaydık hacı olmam için daha 45 kilisiye gitmem gerekiyordu ancak yinede medreselerde ücretsiz yada 1-2 euro gibi komik fiyatlarla konaklamamıza izin verdiler. O zamanlar 22 yaşında elimiz yüzümüz temiz gençlerdik. Heralde bizi sevdiler ve kırmak istemediler.

Sana temiz yatak ve yemek veriyorlar ancak orada bir klan düzeni var ve bunun karşılığı olarak bu düzenin parçası olman gerekiyordu. Martha teyzenin tarlasındaki domatesleri taşımasına yardım et -Bu kutuyu Felipe götür- Çatı su akıtıyor tamir için yardım et vb gibi Bana side questler veriyorlardı. Kız arkadaşımda bulaşıkları yıkamaya ve yemek yapılmasına yardım ediyordu.

Uyum sağlaman gereken rutinler vardı. Akşam yemeği mutlaka herkesle aynı saatte aynı masada ve ortak dua edilerek yemeğe başlanırdı. Bende Abesse (Baş rahibe)' ben bilmiyorum dua falan inançlada pek arası olan biri değilim nasıl olacak ? sordum. Rahibe bana ' içinden masadaki insanlara güzel dileklerde bulun yeter tanrının evi herkese açıktır' demişti.

Bende her dua anında içimden ' herkese bol sağlıklı ömürler dileyip dua bitene kadar çocuklar duymasın jenerik müziğini çalıyordum kafamda.. İspanyollarla gerçekten çok benziyoruz kendimi hiç bir zaman koca gül bahçesindeki tek lale gibi hissetmedim. Bizden farkları sadece katolik olmaları diyebilirim.

Ancak hayatı yaşama şeklimiz aynı olsada bizden vizyonlular.. Yolculuk boyunca Alt gelir grubuna ait insanların olduğu köylerden geçtik. Mutlu bir hayat için çok paraya ihtiyacın olmadığını burada daha iyi anladım. Paran var ama vizyonun olmadığı sürece yaşamanın hiç bir anlamı yok.

Mesela bir köylünün evi yapı olarak kötü durumda. Eskimiş ve kırık bölgeleri var - tamir edecek durumu olmadığı belli. Ancak ev uzaktan güzel gözüküyor - penceresini ve kapısını kırmızı duvarlarınıda beyaza boyamış. Lastikleri farklı motiflerde süsleyerek saksı yapmış- içinde çiçekler vs var.

Bizdeki gibi dayıların sabahtan akşama kadar oturduğu kıraathane kültürleri var . Bizim tavlaya benzer bir oyun oynayıp akşama kadar sigara- şarap yapıyorlar. Buralara kadınlarda giriyor unisex bir ortam ve herkes çok klas giyiniyor.

Köy meydanındaki bakkala gideceklerinde bile kıyafetlerine çok özeniyorlar. Kıyafetler pazar kalitesinden de kötü ama renk kombini yapmasını biliyorlar. Kahverengi ayakkabı- krem rengi pantalon- beyaz keten gömlek - hasırdan yapılma fötr şapka direkt moda dergilerindeki yaşlı yakışıklıya dönüşüyorlar.

Kısaca Adamlar fakir olmasına rağmen yaşadığı yeri ve kendi görünümünü güzelleştirmek için çaba gösteriyorlar. Adamın evine ve kıyafetine baktığında fakir bir adamdansa kendisine ve hayatına saygı duyan biri olduğunu görüyorsun.

Şehirlerden uzaklaşıp köy ve kırsalara geldiğinde yerel halkın ingilizce seviyesi düşüyor. Konuşabilecek adam bulmak çok zor ama yinede tarzanca konuşarak anlaşabiliyorsun. Çünkü seninle iletişime geçmek ve yabancıya yardımcı olmak gibi sıcak kanlılıkları var. Fransızlar gibi donuk bir ifadeyle yüzüne salak salak bakmıyorlar.

İki genç gezgin olduğumuzu gören her yerel köylü bize tarlasından domates- şarap -meyve vs verirdi . Üzerine birde arada ispanyolca kelime söylediğinde aşırı mutlu olurlar ve seni daha çok sahiplenirlerdi. Bende gezinin 3-4 haftalarında en basit seviye ispanyolca cümle kuracak kadar öğrenmiştim.

Her neyse efenim Ponferrada isimli şehire geldik.Şehire girer girmez zamanda yolculuk yaparak 1250 yılına gelmiş gibi bir şey oldu. Çocuktan yaşlısına kadar herkes haçlı askeri kostümü giymiş ve her binada haçlı bayrakları vardı.Orta çağ döneminde araplara karşı bu şehiri savunan krallarını andıkları güne denk gelmişiz.

Şort tişört gibi normal bir kıyafetim vardı. Karşılaştığım herkes sanki bokmuşum gibi bakıyor ve söyleniyorlardı. Pencereden teyzeler garip garip bağırıyorlardı bana. Sonradan öğrendim ki kutsal bir gün olduğu için açık giyinmeyi günah ve saygısızlık olarak bakıyorlar. Pantolon almak için mağaza aradım ancak her yer kapalıydı.

Kız arkadaşımla şortla kalıverdik ve hiç bir mekan bizi almadı. Marketten su bile satmadılar amk meydandaki çeşmeden içtik. Rez aldığım pansiyon bize evlilik cüzdanı sordu ve evli olmadığımız için almadılar.

Son çare bakın biz hacı olmaya gönül vermiş insanlarız diye ikna etmek için yarısı tamamlanmış hacılık pasaportumu göstermeye başladım ama işe yaramadı. Resmen koca şehirde istenmeyen iki insandık.

Konsolosluk arar gibi bir türk dönercisi buluruz yol yordam sorarız dedik.İspanyanın Her şehirde en az 500 tane dönerci olmasına rağmen Ponferrada bir tane bile yoktu.Bu denlice yobazlığı Türkiyede bile görmedim. Her hangi bir ideolojinin aşırılığı gerçekten korkunç. Katolik yobazlığı bizimkinden beter.

Parkta uyumak zorunda kaldık. Ertesi sabah uyandığımızda bisikletlerimiz çalınmıştı.Önümüzde iki seçenek vardı ya yolu bitirip acil durum paramızı geri dönmek için harcayacaktık yada ikinci el bisiklet alıp yola devam edecektik. Uzun bir münakaşanın ardından Ponferrada yaşadığımız rezilliklerin bizi yıldırmasına izin vermedik ve bisiklet alıp başladığımız işi bitirmeye karar verdik.

Ancak Ponferrada da bize bisiklette satmadılar :D En yakın yerleşim yeri 8 km uzaklıktaki priaranza del bierzo kasabasıydı. Bierzoya kadar 8 km yürüdük ve ikinci el eski decathlon bisikletlerini aldık ve yola çıkmadan önce geceyi orada geçirdik. Sadece 8km farkla toplum kalitesinin bu kadar değişecebileceği başka bir yer yoktur heralde.

u/Vegetable-Mud-2967 — 4 hours ago
🔥 Hot ▲ 95 r/KGBTR

Yaşanılan Kültür Şokları Seri 1

Ablam İsveçte yaşıyor fırsat buldukça ziyarete giderim. Son ziyaretimde ablamın kızı 5 yaşlarında falandı ve yeğenimi arkadaşının evindeki doğum günü partisine benim götürmem gerekti.

Kızı süsledik prensesler gibi ardından bindik arabaya tam yola koyulacakken ablam bana 2 adet içi dolu yemek tası verdi. Ablama dedim : az önce yemek yedik ya ne gerek var buna ?

Ablam : Acıkırsanız yersiniz

Ben: Orada yeriz bir şeyler hallederiz.

Ablam: Burada misafire yemek servisi olmaz.

Misafirliğe gittiğimde bana hizmet veya yemek sunulmasını bekleyerek asla gitmem. Bana gelen misafiri güzel ağırlarım ama aynısını ondan beklemem ancak 5 yaşındaki çocuk misafire bile yemek verilmediğini öğrenmek en büyük kültür şokumdu.

Ailecek yemek yenileceği zaman misafirliğe gelmiş çocuğa ' biz yemek yiyeceğiz istersen sen burada bekle ' minvalinde davrandıklarını sonradan öğrendim. Evet bu onların normali ve asla bizim anlayabileceğimiz bir durum değil.

Çocuğa yedirilen gıdanın ona dokunmasına karşın çekingenlikleri vs bol medeniyet soslu cümlelerle yorumlasalarda onların medeni perspektifinden bakamıyorum amk. Çocuk lan bu.. Masanda bir tabak onada koymamışsın- diğer odada misafir çocuğunu oturtmuşsun o halde yemeğini nasıl rahatça yiyebilirsin ki ..

u/Vegetable-Mud-2967 — 22 hours ago