
ANKARA’DA DENİZ VAR!
Altı Mayıs şafağı—
gece doğurur isyanı!
Güllerin üstüne kazınmış ölüm,
ama köklerinde büyür yarın!
Korku kaçkını bakışları
sürgün ediyoruz geleceğe—
işbirlikçinin gölgesi bile
barınamayacak bu memlekette!
Yarım kalan ezgiler
bizde tamamlanır!
Soluklanan yürek değil—
patlayan bir volkan bu halk!
Soruyorlar:
Ankara’da deniz var mı?
Var can yoldaşım
Hem de nasıl var—
Dalga dalga, sokak sokak!
Ayaklanır kaldırımlar,
yürür üstümüze tanklar korkarak!
O deniz—
bir isim değil sadece!
Bir yemin!
Bir kavga!
Bir halkın yeniden doğuşu!
Üç karanfil düştü toprağa—
üç değil, milyon oldu!
Her damla kan
bir dalga şimdi—
vurur Ankara’nın taşına!
Duyuyor musun?
O ses—
Deniz Gezmiş’in sesi!
Dağlardan değil artık—
Sokaklardan yükselir!
Karadeniz gibi hırçın,
Akdeniz gibi yakıcı,
Marmara gibi içimize akan—
bir deniz var Ankara’da!
Ve o deniz…
boyun eğmez!
Diz çökmez!
Satılmaz!
Kızıldere’den yürür gelir,
yakar gecenin bağrını!
Kerbela’dan öğrenir sabrı—
ama zulme asla boyun eğmez!
Soruyorlar yine:
Ankara’da deniz var mı?
Ankara'da Deniz;
Yalın ayak çocuklar için,
işçinin alın teri için,
anaların yüreği artık yanmasın diye
VAR!
Ve o deniz kabarırsa—
hiçbir bent tutamaz!
Çünkü biz…
o denizin ta kendisiyiz!
Abdullah Oral...