itiraf etmem gereken bir huyum var ve huyumu günyüzüne çıkaran bugün başımdan geçenler
Bugün caddede yürürken çocuğun birinin elinde lego paketi gördüm. Star wars'a ait bir lego ürünüydü yanlış hatırlamıyorsam. Hemde şu iki bacaklı kubbeden ateş ettikleri demir yığını, gıpgri olan. Gördükten sonra beynime elektrik şoku vurulmuşa döndüm ve olduğum yerde donakaldım. Durdum böyle, zaman algım yitip gitti derken bir hanımefendi bana çarptı. Çarpınca kendime geldim, özür dileyip yolun kenarında bir banka usulca yürüdüm. Ani dosya girişi beynimi yaktığı için olanları düşündüm, sahi ne görmüştüm ben..? Derken aklıma tekrar dank etti. LEGO görmüştüm lego lego. Banka oturup geçen insanları izlemeye başladım, lego üzerine düşünecektim ki kalabalığın gürültüsü beni huylandırdı. Tiksindim bir anlığına. Olmaz dedim, sikerim! Ayağa kalkıp daha sessiz bir yer bulmaya karar verdim. Yürüdüm, yürüdüm ta ki devasa bir resmi park bulana kadar. Manzara şahaneydi, üstelik oraya daha girmemiş olmama rağmen etraftaki gürültü yok denecek kadar azdı. Etrafta hala insanlar olduğu için derin bir ohh çekemedim. Parka giriş için yaklaşık dört köprü vardı, bilemedim neden köprü bunlar diye. Sonra en soldaki bana en yakını diye onu seçtim ve köprüden yürüyüp parkın resmi sınırları içine dahil oldum. İyiden iyide sessizleşmişti ortam. Soldan ve sağdan bayırlar üzerime üzerime geliyor diye düşünürken iki tane ağacın aradındaki banka rastladım. Hızlıca oraya oturdum. Çantamı yere koyup çimenleri seyrettim. Sonra neden burada olduğum aklıma geldi. Evet dedim, düşünmem lazım. Çok düşünmem lazım. Sonra, ana meseleye dönecek olursak, gördüğüm legoyu tekrar düşündüm. Star wars legosu, o kıytırık iki bacaklı metal lavuk. Onların sanırsam dizide büyük bir rolleri yoktu, halatla dereye düşürmüşlerdi. Neyse. Lego üzerine analiz yaparken yaklaşık 3 dakika sonra o legonun tıpatıp aynısının bende daha önceden varolduğunu hatırladım. Aaa dedim, bu bende vardı amk! Hatta hatırlıyorum, o legoyu aldığımız gün geç saatlere kadar lego ile ilgilenmiştim. Çok önemli bir anmışki hala aklımda duruyormuş. Sonra daha da derin bir analiz etme isteği uyandı bende. Hazır gelmiş banka oturmuşum, etraf huzurlu, düşüneyim bakayım dedim. Legoyu babamla beraber yaptığımızı hatırladım, düşündüm. Lego bitince içinden çıkan dört tane imparatorluk askerini savaştırışımı düşündüm. Keyifli vakitler geçirdiğim anılarımı birer birer gözden geçirdim. Acaba dedim sonra, şu an o legolar evde nerededir? Evde midir yoksa? Evdedir evet, neden evde olmasın ki? Böyle kara kara iç geçirirken bunu düşünerek zaman kaybettiğimi anladım. Ne anlamı vardı? Evde veya değildi, çok çok yenisini alırdım. Sonra tekrar legolarla oynadığım anları düşündüm. Onları savaştırıyor, birbirlerine kırdırıp öldürtüyordum... Ölüm... Ama kardeşlerim, anılarım burada tükendiler. Aklıma daha fazla anım gelmedi o zamanla ilgili. Ama dedim, legolarla oynadığım tek anılarım bunlar olamaz, değil mi? Ve değillerdi evet, yıllar sonrasında -takriben Star wars legosunu aldığımdan beş altı sene sonrası- tekrar legoları bulup indirmiştim. Yattığım odadaki dolabın üstünde yıllardır tozlu tozlu beklemişler. Şarap gibi yıllanmışlardır diye umdum ama pek bi değişiklik yoktu. Alıp legoları indirmiştim, tekrar çıkardım. Bir sürü muayyen lego etrafa saçıldı. Bunlarla sıfırdan birşeyler inşa edebilirim diye düşünmüştüm. O gün abiler ablalar, üç veya dört saat boyunca ilk defa tabanca bulmuş kabile zencisi gibi ilgilendim o legolarla. Sürekli birşeyler yaptım, arabalar, parmak boyutunda minnacık tüfekler falan falan. Sonra cephe hattı icra ettim bir tane. Dört tane olan askerlerin üçü kayıptı belki ama bir tanesi yerli yerinde sapasağlam duruyordu. Kaskı da o agresif duran star wars imparatorlukun beyaz askerlerinin kaskı. Yanakların altında bulunan ince mavi çizgileri bile soyulmamış sökülmemiş solmamış, o derece muhafaza olmuş. Hazine bulmuş korsana dönüp one cephenin ortasına koydum. Dımdızlak kaldı orda, birşey yapmasını beklemiştim. Eh, yapmadı tabi. Sonra bu böyle bitmez dedim. Bitemezdi lan! Lego parçalarını karıştırırken gerçeğinden ayırt etmesi epey zor olan sahte lego bir asker bulmuştum. Tekrar gözlerim ışıldadı ve ikinci bir cephe hattı yaptım. Cepheleri karşı karşıya koyup savaştırdım o iki tanecik askeri. Sürekli ölüyor diriliyor, tekrar ölüyor, bazen gruplar halinde gezip patlama ile can veriyorlardı. Ama hepsinin talihsiz akıbeti aynıydı, ölüyor...lardı... Ve vahşetli bir izdihamdı. O an çok gaza gelmiştim, içim kıpır kıpır olmuştu. Kelebekler falan uçuşuyordu o derece. Hemen telefonumu alıp YouTube 'ye aynen şunu yazmıştım: "Lego characters war" . Bir sürü sonuç çıkmıştı, bazılarını küçüklükten hatırlıyordum hatta izlemiştim. Sonra hiç izlememiş olduğum bir tanesine dokundum. Videonun ismini hatırlamasamda konusu II. Dünya savaşının normandiya çıkartmasının legolarla yapılmış bir tasviri. Ulan video başlamıştı, bende çocuk aklı ile heyecanlanmıştım bayağı. Lego askerler legodan yapılma küçük botlar ile karaya yaklaşıyordu su üzerinde. Kapısı açıldı botların ve... ve o botta bulunan bütün askerlerin ölmesi kapının açılması ile bir oldu. Makineli tüfekli orospu evladı anında taramıştı güzelim askerleri. Lego da olsalar acımıştım, acımıştım derken bayağı parçalanan uzuvlar ve kanlar vardı. Hamurdan elde edilmişti ama kandı sonuçta. Sonra izlemeye devam etmiştim, vahşet ve ölü sayısı arttıkça penisime dokunan o hafif dürtü de artmıştı. Çocuk aklım ile neden azdığımı anlamamıştım, halen daha anlamıyorum. Etrafın kan gölü olup legoların ölüp gidişi, vahşeti, bağırışları bende cinsel bir istek uyandırmıştı. Ve ben bunun üzerine mastürbasyon yapmıştım... Çünkü o dürtü dinmemişti ve ben ne zaman vidoeyu kapatıp kendim legolarımla oynasam yine dürtü geliyordu. Ama bu böyle bitmemişti. O günden sonra günaşırı mastürbasyon yapmaya başlamıştım amk. Legoları alıp oynuyorum, beş dakika sonra dürtü geliyor. Ve ben normal porno izleyince bile bu dürtü bu kadar hızlı gelmiyor. Canım mı sıkıldı? Lego savaş videosu açıyordum ve bam, on dakika sonra nefes nefese, vücudu kıpkırmızı olmuş ve zevkle uzanan bir genç, yatakta uzanıyor. Bundan sonra, ne olmuştu inanın bende bilmiyorum. Legolar artık kesmedi diye daha fazla şehvetli şeyler aramıştım heralde .D. sonra bu anılar selinden çıkıp gerçeğe geri döndüm. Gökyüzüne baktım, içimden amına koyayım dedim. Daha önce hiç sigara içmedim ama sigaram olsa da yaksam diye düşünmüştüm. Pırt. Sonra ciddi olduğunu düşündüğüm mesele üzerine düşündüm. Ulan، bir velet, neden vahşet ve ölümden haz alır, üstüne giderde mastürbasyon yapardı? Ne yani bu amk? Bunu yaşamış olanınız var mı hiç? Kendimi zihinsel olarak sorunu olan bir birey gibi hissediyorum. Böyle böyle kendime sinirlendim durdum. Uzaktan beni izleyen birisi heralde bu deli napıyor derdi. Sonra ayağa kalkıp eve gitmek için dolmuşa bindim. Bu sorunun neden bende vuku bulduğunu düşünmeye başladım. Durakta durup indim. Bir yandan düşünüp bir yandan eve yürüyordum. İnternete de sormadım hiç şuan farkediyorum. Akli önermeler ile bulmayı denedim uzunca bir süre. Eve gelince kapıyı açtım, aile fertleri evde mi diye kontrol ettim, eh, yoklar tabi. Odama doğru yürüdüm. Tabi ki ellerimi yıkayıp üstümü değiştirdikten sonra. Odamdaki kutuyu alıp yere indirdim, tekrar legoların olduğunu gördüm. Bana vahşet vesilesi ile 31e sürüklemiş olan bu legolardı. Uzunca süre bakıştım legolar ile. Sonra telefonumu aldım, kilidi açıp YouTube'ye girdim. Tekrar "Lego wars" yazdım ve normandiya videosunu tekrar izledim. Dürtü yine vurmuştu. Sikime doğru nokta nokta o dürtünün gittiğini damarlarımda hissediyordum. Yutkundum, başka bir video açtım. Bu sefer ortaçağ, katliam sivil halk üzerine yoğundu. Atın üstünden kılıçla insanları deşiyorlardı. Tekrar yutkundum ve evlik altımı indirip penisimi serbest bıraktım. Lavaboya koşup sabun sıktım ve lego savaş videosunu, o vahşeti izlerken eski legolarımın üzerine hafif bir inleme ile boşaldım. Ghidorah kafası gibi üç kere attırdığım için üç başlı mızrak gibi durdu. İş bitince, telefonuma baktım. Video oynuyordu. Tekrar 'amına koyayım' demek yerine bu sefer 'amını sikeyim' dedim. Yıllar geçmişte olsa bir bok değişmemiştim. O an kendime sövüp bu iğrenç fetişin büyümemesini umarak telefonu fırlattım. Yatağa tabi ki, kırılmasını göze alamazdım. Sonra, çocuklarım ile lekelenmiş avuç içine baktım. Çocuklarım ile bakıştık, özür dileyip ayağa kalktım ve duş aldım. Bu da böyle bir fetiş, bir huy. Bunun neden olduğuna yönelik tahmin ve düşüncelerinizi bekliyorum.